Seyahatimin ikinci aşamasının ilk durağı Arjantin'in Valdez Yarımadası idi. Bu yarımada tamamen koruma altında olan bir doğal park. Parkın sürekli ikametçileri ise macellan penguenleri, deniz aslanları, guanakolar, armadillolar, balinalar, orkalar ve daha niceleri... Maalesef benim ziyaret ettiğim dönem balinaların geldiği dönem değildi ama şansım yaver giderse penguenleri, deniz aslanlarını ve daha da heyecan vericisi orkaları görebilecektim. Bu hayvanlar tabii ki sadece bu bölgede bulunmuyorlar. Ama daha önceki Ushuaia seyahatim sırasında kendilerini görme şansım olmamıştı. Güney Amerika'ya kadar gelip de penguenleri görmeden dönmeye de niyetim yoktu.
Kaldığım yer Puerto Piramides, yarımadanın ve haliyle doğal parkın içinde yer alan küçük bir yerleşim bölgesiydi. Sahil boyunca uzanan ağaçlıklı kamp alanına çadırımı kurdum. Akşamüstü varmanın verdiği rehaveti ve Atlas Okyanusu'nda yüzme hevesiyle sahile indim. Ama karşılaştığım tablo pek beklediğim gibi değildi.
Gelgitin yoğun olarak yaşandığı bölgede deniz göz alabildiğine 'sığ' idi. Hatta adamın teki üstünde tişörtü, elinde telefonuyla denizin içinde 'yürüyordu'. Haliyle benim yüzme hayallerim suya düştü ve ayağımı sokmakla yetindim.
Peninsula Valdez'in bir doğal park olduğunu söylemiştim. Haliyle yarımadanın girişinde size bilet kesiyorlar ve tüm yarımada boyunca belirlenmiş noktaların haricinde yol kenarında dahi arabadan inmek yasak. Bu yasağın nedenlerinden biri de, yasak avlanmayı engellemek ve yarımadanın ikametçileri olan hayvanların huzurunu sağlamak. Konuyla ilgili gerçek bir gelişme kaydetmişler. Çünkü 1970'lerin sonlarına kadar yarımaadaya insanların girişi ve konaklamasının serbest olduğu dönemdeki penguen nüfusu, şu andakinin üçte biri kadarmış. Hayvanlar kendilerini güvende hissettikçe, daha fazla sayıyla gelmeye devam etmişler. Penguenlerin ve deniz aslanlarının nüfusu artınca bölge orkalar için de çekici bir avlanma merkezine dönüşmüş. Nitekim bu bölge özellikle deniz aslanlarının yavrulama ve yavruların 'yüzmeyi öğrenme' bölgesi...
Yarımadaya martın başında gittim. Şubat ayı boyunca orkalar hemen hemen her iki günde bir görülmüşlerdi. Ben de gözlerim denizde orkaları aramaya başladım ama maalesef şansım yaver gitmedi. Yine de macellan penguenleri keyfimi yerine getirmeye yetti.
Penguenleri, günlük güneş banyolarını yaparken buldum. Gözleri kapalı, kafalar yarı eğik güneşin keyfini çıkarıyorlardı. En sonunda kendilerini dünya gözüyle görmenin keyfiyle birkaç fotoğraf çektim. Uzun süre onları seyrettim. Ardından diğer ikametçilerden ayı balıklarını (elefante marino) görmeye gittim. Bizim kıyılarımızda yaşamadıklarından ve hatta çok uzaklarda olduklarından deniz aslanları ve familyanın kalanıyla ilgili pek bir bilgimiz yok. Ve hatta bizim için hepsi deniz aslanı, hepsi fok. Ama işin aslı öyle değil tabii ki... Her birinin kendine has karakteristik özellikleri var.
Orkalar genelde fokların yavrularına yüzmeyi öğrettikleri bölgelerde gezmeyi tercih ediyor. Tecrübesiz bir yüzücü onlar için haliyle kolay lokma oluyor. Yine de benim gittiğim gün en azndan foklar için sakin ve huzurlu bir gündü. Orkalar gün boyu gözükmedi.
Peninsula Valdez'de göreceğim başka bir şey kalmadığından emin olunca, Arjantin'in batısına geçip Ant Dağları boyunca kuzeye devam etmeye karar verdim ve yola koyuldum. Yolun bundan sonraki bölümünde denizden çok dağlar olacaktı.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder