Ayak bastığım ilk andan itibaren Peru'daki favori şehrim oldu. İspanyol işgali sonrası inşa edilen mimari yapıların en güzel örneklerine ev sahipliği yapan şehrin asıl önemi İnka İmparatorluğu'nun başkenti olması. Maalesef İspanyollar, işgalleri sonrası şehri hemen hemen tamamen yıkıp ana tapınaklarının üzerine, onun duvarlarını da kullanarak kendi katedrallerini inşa ettiklerinden, şehrin İnka zamanında nasıl göründüğüne dair pek bir şey bilinmiyor. Halihazırda şehrin toplam alanının %5'inde hala İnka döneminden kalma duvarlara veya kalıntılara rastlanabiliyor. Bu arada İnka İmparatorluğu ile ilgili bir bilgi vermek istiyorum. İnkaların bir alfabesi yok. Haliyle yazılı hiçbir belgeleri bulunmamakta. Tüm gelenek ve göreneklerini, işlerin nasıl yürütüleceğini ağızdan ağıza nesilden nesile aktarıyorlardı. İspanyollar işgalleri sırasında tüm bu ağızları yok edince de, 108 yıllık bu devlet tarihe gömülmüş oldu. Halkları Keçualar (Quechuas) ve Aymaralar hala atalarının birçok geleneğini devam ettirseler de, katoliklerin misyoner çalışmaları nedeniyle bunlar günlük hayatla ilgili basit şeyler olmaktan öteye geçememiş.
Cusco, İnka tarihinin bilinen bölümüyle ilgili birçok müzeye de ev sahipliği yapıyor. İnkalarla ilgili en ayrıntılı müzel olan İnka Müzesi de bunlardan bir tanesi. Bir diğer benim ilgimi çeken müze ise, Kutsal Bitkiler Müzesi oldu. Bu müzede Peru'ya ait endemik türlerle dokümanların yanında kutsal ayinlerinde kullandıkları san pedro kaktüsü, koka yaprağı ve ayahuasca ile ilgili de geniş bilgilere ve tarihi dokümanlara yer veriliyor.

İnka İmparatorluğunun başkenti olması dolayısıyla çevresinde birçok İnka dönemine ait yerleşkeye ve bölgeye sahip Cusco'nun etrafındaki en önemli İnka Dönemi yerleşkesi elbette ki Machu Picchu. Yine de onun dışında, insanı büyüleyen başka bölgeler de var.
Micro iklimleme ile aynı bölgede farklı türlerin tarımını yapmayı amaçlayan Moray, İnka'nın emriyle kurulmuş bir bölge. Etrafını çevreleyen tepelerin ortasında derine doğru inen terasların en yükseğiyle en derini arasında 11 derece sıcaklık farkı bulunuyor. Bu da Patates gibi soğuk yerlere ekilen bitkilerle koka yaprağı gibi sıcak bölgelere ekilen bitkilerin aynı yerde ama farklı teraslarda yetişmesine olanak sağlıyor.
Maras-Moray tuz havzaları, Sacret Valley (kutsal vadi) içindeki bir diğer ilgi çekici bölge. Dağlardan gelen doğal bir kaynağın tuzlu sularının biriktirilmesini ve suyu buharlaştırarak %70-80'lere vana orandaki tuzu biriktirmeye yarayan yüzlerce bölümden oluşan bu tuz havzası İnka öncesi döneme kadar gidiyor. Bu antik tuz havzasından elde edilen yüksek kaliteli sofralık ve yemeklik tuzun yanı sıra farklı renklerde tuzlarda bulunuyor ve bunlar günümüzde daha çok kozmetik amaçlı kullanılıyor.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder