Machu Picchu, İnkaların Kutsal Vadi bölgesinin göz bebeği ve saklı hazinesi. Oraya ulaşmak gerçekten de pek bir zahmetli iş. Biz de yol arkadaşımla birlikte Cusco'dan, bu dillere destan şehri görmek için yola çıktık.
Cusco'ya gelirken yolda karşılaştığım nadir Türk arkadaşlardan birinin tavsiyesi üzerine, gidiş rotasında bir turizm acentasından yardım aldık. Bu yardım bizi Cusco'dan Hidroelectrika'ya taşıma, Aguas Calientes'de konaklayacağımız hosteli ve Machu Picchu giriş biletlerini ayarlama ve dönüş yolunda yine bizi Hidroelectrika'dan alıp Cusco'ya geri götürmek olarak belirlendi. Yani kısaca işin angarya bölümünü onlar halletmiş oldu. Bunu da kişi başı $120'a yaptıklarından bizim için karlı bir alışveriş oldu. Bizim yapmamız gerek ise Hidroelectrika'dan Aguas Calientes'e kadar tren raylarını takip ederek yaklaşık dört saat yürümek ve ertesi gün sabah 04:30am'da kalkarak saat 06:30'a kadar Machu Picchu'ya giriş gişelerinde olmak için iki saat tırmanmak ve dönüş yolunda, gelirken takip ettiğimiz tren rayları boyunca Hidroelectrika'ya geri yürümekti.
Aguas Calientes, Machu Picchu Dağı'nın eteğine kurulmuş bir yerleşim bölgesi ve saklı kente yakın tek yerleşim birimi. Yani Machu Picchu'nun ilk adımı. Bu kasabadan Machu Picchu'nun girişine varabilmeniz için yaklaşık yarım saat yürümeniz gerekiyor. Ardından da bir buçuk saati aşan bir merdiven tırmanışı sizi bekliyor. Aguas Calientes'den Machu Picchu'ya çıkan otobüs seferleri de mevcut ama bize göre pahalı ve Machu Picchu'nun gizemine ket vuran bir yaklaşım olduğu için biz merdivenleri tercih ettik.
Sabahın dört buçuğunda yola çıkarken hava haliyle karanlıktı ve biz dağın tepesine yaklaştığımızda güneş doğmaya başladı. Hemen belirteyim, aslında bu merdivenler İnkalar zamanından değil. Sonradan yapılmış. Machu Picchu'nun gerçek yolu gizli ve dağların içinden geçen ve günümüzde "Inca trail" adıyla bilinen dört günlük bir yolculuk. Bizim yeterli zamanımız olmadığından ve bu yolculuğa çıkabilecek kişi sayısı sınırlı olduğundan biz merdiven yolunu seçtik. Gördüğünüz üzere merdivenleri seçmek için bolca nedenimiz vardı.
Dünyanın yeni yedi harikasından biri olan Machu Picchu, inka hükümdarı Pachacutec Yupanqui tarafından 1450'lerde devletin seçkinleri için yaptırılmaya başlanmış bir şehir. Ant Dağ sırası içinde bulunan ve Quechua dilinde "eski dağ" anlamına gelen Machu Picchu'nun eteklerine kurulduğu için bu isimle anılıyor. Hemen karşıdaki, hemen hemen tüm Machu Picchu fotoğraflarıyla özdeşleşmiş olan dağın ismi ise yine Quechua dilinde "genç dağ" anlamına gelen, İnkalarca kutsal kabul edilen ve bu yüzden tepesine "Ay Tapınağı"nı inşa ettikleri Wayna Picchu... İspanyollar işgallerinden sonra neredeyse kimseyi sağ bırakmadıklarından şehrin gerçek ismi, yapılışı ve işleyişiyle ilgili elimizde hiçbir belge bulunmuyor. Bunun diğer bir nedeni de, daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Inkaların bir alfabeye sahip olmamaları ve kendileriyle birlikte kültürlerinin de İspanyol işgaliyle yok olması. Machu Picchu'nun İspanyol işgalinden kurtulabilmesinin nedeni ise 1530'ların başında İspanyollar bu bölgeyi işgale başladığında İnka hükümdarının burada yaşayanlara Machu Picchu'yu terk etmelerini emretmesi. Sanırım göz bebeği olan bu şehrin İspanyollarca yok edilmesine gönlü razı olmadı ve içten içe İspanyolları yenince geri dönüp şehrin imarına devam etmeyi planlıyordu ama evdeki hesap İspanyollarınkine pek uymadı ve son İnka hükümdarı Vilcabamba'da öldürüldüğünde bu saklı kent de kendini çevreleyen ormanın içinde gözlerden kayboldu. 1911'de Amerikalı tarihçi Hiram Binham'ın, halk arasındaki rivayetlere kulak verip bir köylünün rehberliğinde şehri yeniden gün yüzüne çıkartmasına kadar yaklaşık 500 yıllık süre zarfında da saklı kaldı.
Doğusunda ve batısında bulunan aşağıya doğru 600'den fazla terasla kendi mikro klimasını ve tarım ürünlerini de yetiştirebilen Machu Picchu'da günde 5000'den fazla işçinin çalıştığı düşünülüyor. İşin bu bölümü bize pek bir ilginç gelebilir çünkü işçilerin burada çalışmalarının nedeni yıllık vergilerini ödemek. İnkalarda para sistemi bulunmuyordu. Halk İnka'ya yani hükümdara olan vergisini iş gücü olarak ödüyordu. Her sene sadece iki aylık iş gücünü İnka'nın hizmetine sunuyor ve bu şekilde vergisini ödemiş oluyordu. İnka aynı zamanda dini bir lider de olduğundan, İnka'ya hizmet etmek halk için zaten kutsal bir görev olarak kabul ediliyordu. Bu durum Machu Picchu için iki ayda bir tazelenen ve motivasyonu tam iş gücü demekti. Hemen bir ekleme daha yapmak istiyorum. Nitekim bu benim de önceden yanlış bildiğim bir konuydu. İnka devletinin halkına İnkalar denmiyor. İnka, sadece devletin hükümdarına verilen isim. Devletin halkını ise Quechualar ve Aymaralar oluşturuyor.
Machu Picchu'nun gerçek yolları hakkında yukarıda biraz bilgi vermiştim. İnka bu şehri herkesden saklamak istemiş olsa gerek ki, sarp bir kaya yamaca yapılmış İnka köprüsü de, dillere destan dört günlük İnka yolu da, şehre ulaşımın zorluklarını gözler önüne seriyor.
Hayatım boyunca hep fotoğraflarına baktığım, insanlardan, kitaplardan ve belgesellerden dinlediğim, izlediğim bu manzarayı kendi gözlerimle görmek benim için ifade edilemez bir deneyim oldu. Seyrettiğim manzaranın etkileyici güzelliği Machu Picchu'nun neden bu kadar dillere destan olduğunu da bana kanıtladı. Ayrıca buradan, İnka'ya da şükranlarımı sunmak istiyorum. Lakin eğer şehri terk etme emrini vermemiş olsaydı, büyük ihtimalle İspanyollar burayı da bulacak ve taş taş üstünde bırakmayacaklardı. Biz de böyle bir güzellikten mahrum kalacaktık. Machu Picchu'yu seyrederken, İspanyolların kim bilir böyle daha ne gibi güzellikleri yok ettiklerini düşünmeden edemedim.
Machu Picchu ve İnkalarla ilgili daha detaylı bilgi için sizleri şöyle alayım;
- Machu Picchu: http://tr.wikipedia.org/wiki/Machu_Picchu
- İnkaların tarihi: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nka_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder