4 Temmuz 2014 Cuma

Rurrenabaque, Bolivia



La Paz'dan Rurrenabaque'ye kara yoluyla gitmek 20 saatlik debdebeli bir yolculuk olduğu için ve bir de pırpır uçaklara binmeye bahane aradığımız için ulusal bir hava yolu şirketiyle uçmaya karar verdik. Sonradan pişman olduk ama iş işten geçmişti. Nitekim 45 dakikalık hava yolculuğunu gerçekleştirebilmek için hava alanında 6,5 saat bekledikten sonra uçuşumuzun o günlük iptal edildiğini ve ertesi gün uçmamız gerektiğini öğrendik. Sonuçta Rurrenabaque'ye vardığımızda toprak piste iniş yapıp tek katlı bir kulübeden oluşan hava alanına girince beklemenin hiç de olağan dışı olmadığını anladık.

Bolivya'nın Amazon'a açılan kapısı Rurrenabaque
La Paz'ın soğuk ve bol egzozlu havasından sonra Amazon'un bol rutubetli ve sıcak havası, yolculuğumuzun sıkıntılarını çarçabuk unutmamıza yardım etti. Rurrenabaque'nin kıyısına kurulduğu engin nehir Beni'nin kahverengi sularıyla uyum içindeki uçsuz bucaksız gökyüzü bize sıcacık bir hoşgeldin demişti. Hemen kendimize bir hostel bulmaya koyulduk ve keyifli bir hostele yerleştik. Fakat bilmediğimiz bir durum vardı. Severek beğenerek yerleştiğimiz hostelimizin karşı köşesinde devasa bir kır kahvesini andıran dört tarafı açık tepesi palmiye yapraklarıyla kapatılmış bir mekan ve bu mekanın da inanılmaz bir performansa sahip piyanist şantörü vardı. Hostele vardığımız cumartesi günü öğle saatlerinden başlayarak gece sabaha karşı biz sesten yorgun düşüp bayıldıktan sonra biten bir performansla ve tüm kasabanın duyacağı bir ses seviyesinde saatlerce şarkı söyledi. Yol arkadaşımın rahatsızlığı ve düşmeyen ateşi yüzünden hosteli terk edemiyor olmamız ızdırabımızı binlerce kat arttırdı. Yine de her işte bir yarar vardır sözünü doğrulayacak bu olay sonucunda belki de kasabanın en güzel, nezih ve sessiz hosteline yerleşme imkanı bulduk.

Hostal El Lobo
Yeni hostelimize yerleşip sinirlerimiz yatıştıktan sonra kasabayı keşfetmeye ve ziyaret etmek istediğimiz yabani hayvan barınağına nasıl gideceğimizi bulmak için sokakları arşınlamaya başladık. Derken bir anda kendimizi bir festivalin göbeğinde bulduk. Sonradan öğrendiğime göre, Rurrenabaque kendine yeni ve turistik bir festival yaratmaya çalışıyordu ve biz bu çabanın ilk denemesine denk gelmiştik. Öyleki tüm okullar kostümlerini ve dans gösterilerini hazırlamış, bulvar boyunca yürürken gösterilerini sırayla sergiliyorlardı. Güney Amerika'nın geleneksel festival anlayışını yansıtan bu gösteriler elbetteki Bolivya'nın mütevazi havasını da yansıtıyordu.

yürüyüş öncesi sıralarını bekleyen ekipler
Kendi yaşadıklarımı, deneyimlerimi yazarken burada belirtmem gereken önemli bir husus var. Turistlerin Rurrenabaque'ye asıl geliş nedenleri bizim aksimize, buraya ait Amazon'un içinde yer alan Madidi Doğal Parkı'dır. Amazon bölgesine ait birçok yabani hayvan ve bitki türünü barındıran bu doğal parkın içinde yaşayan bir çok Amazon komünü de mevcuttur. Turistler genel olarak 2 ya da 3 günlük turlarla bu parkı ve içindeki komünleri ziyaret ederler. Yani yolunuz Rurrenabaque'ye düşerse ve Amazon'a kendi başınıza girmek gibi bir çılgınlık yapmayı düşünmüyorsanız, Madidi Doğal Parkı size daha önce yaşamadığınız bir deneyim yaşatacaktır.

nehir kıyısındaki kelebekler
Bizim aksimize dedim çünkü bizim konuya yaklaşımımız biraz farklı. Amazon'u elimizden geldiğince doğal bir şekilde, doğayı rahatsız etmeden ve turistik bir şova çevirmeden ziyaret etmek istediğimiz için kendi rotamızı belirledik ve jungle içindeki yaban hayvanları koruma barınağını ziyarete gittik. Maalesef ki günümüzde hala yasak avlanma ve daha da kötüsü yabani hayvanların bir avuç kendini bilmez tarafından evcil hayvan gibi evlerde beslenmeye çalışılması büyük sorun. Çünkü bu evlerde beslenmeye çalışılan puma gibi yırtıcı kediler büyüdüklerinde sahipleri tarafından terk ediliyorlar. Acı bölüm burdan sonra başlıyor. Çünkü bu kocaman yavru kediler avlanma ve doğada kendi bölgesini oluşturup hayatta kalabilme yetilerini küçük yaşta annelerinden öğreniyorlar. bizim bildiğimiz gibi bir içgüdüyle her şeye vakıf olma durumu yok yani. Bu yetileri öğrenemeden hem annesiz hem sahipsiz kalmış bu hayvanlar doğa ve hayvan severlerin kurduğu büyük jungle çiftliklerinde hayatları boyunca bakıma muhtaç olarak yaşıyorlar. Tabii ki şanslı olanları... Ziyaret ettiğimiz Parque Jacj Cuisi de bu hayvanlara yardım eden parklardan bir tanesi ve gönüllülerin emekleri ve yardımlarıyla hayatta kalıyor. Comunidad Inti Wara Yassi topluluğunun üçüncü ve en küçük birimi olan Jacj Cuisi şu anda 2 tane pumaya ve birçok küçük yabani hayvana ev sahipliği yapıyor.

Puma Simba
(barınağın kendi web sitesinden alınmış bir fotoğraftır)
http://www.intiwarayassi.org/index.php?id=62 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder