![]() |
| karlı dağların eteğinde tuğladan bir şehir |
La Paz, genel yargının aksine Bolivya'nın başkenti değil. Bolivya'nın başkenti Sucre şehri ama La Paz kesinlikle ondan çok daha ünlü bir şehir. Şehre doğru dağlardan inmeye başladığınızda sizi karşılayan tuğla binalardan oluşan görüntüsüyle devasa bir gecekonduyu andırsa da, şehir merkezine geldiğinizde karşılaştığınız trafik, insan seli ve koloniyal mimarideki evler büyük bir şehirde olduğunuzu hücrelerinize kadar hissetmenizi sağlıyor. Bu eski binaların arasındaki daracık sokakları kaplayan eski tip otobüsler, minibüsler ve arabalardan yükselen egzoz gazını solumamak için yoğun trafik saatlerinde sokaklardan ve caddelerden uzak durmak istediğinizde sizi ağırlayacak birçok lezzet durağı da mevcut. Hatta diyebilirim ki La Paz, ben ve yol arkadaşım için Bolivya ve midelerimiz adına pek gurme bir soluk oldu.
![]() |
| sokakta rast geldiğim bir dans gösterisi |
Yol arkadaşımı sürüklediğim hediyelik eşya dükkanlarını arşınlama seanslarımdan birisi sırasında denk geldiğim bir sokak gösterisi oldu. Şehrin ara sokaklarında bir anda duyduğum müziği bulmak için koşmaya başladım. Böyle bando müzikleri duyduğum zaman hiç kaçırmam zaten. Muhakkak görsel olarak keyif verecek bir manzarayla karşılaşacağımı düşünüp hemen onu aramaya koyulurum. Genellikle de haksız çıkmam. İşte La Paz'da da bunun gibi bir koşup aramanın ardından karşılaştım bu renkli hanımlarla. Eteklerini bir o yana bir bu yana döndüre döndüre peşlerinden gelen bandonun ritmleriyle dans ediyorlardı. Biraz daha ileri gidip grubun önüne geçtiğimde ise çifti gördüm ve bunun geleneksel bir evlilik dansı olduğunu anladım. Gelenekselliği, gelinin gelinlik yerine kendi geleneksel kıyafetlerini giymesinden yaptığım bir çıkarım oldu.
Gelelim La Paz'a asıl geliş nedenimize... 4000m rakımlı La Paz ile Amazon Bölgesini bağlayan yeni ve güzel bir yol yapıyorlar. Nedeni ise eski yolun son derece tehlikeli olması. Dünyanın en tehlikeli yollarından biri olan bu eski yolun bilinen adı "La Carretera De La Muerte" yani "Ölüm Yolu". Nedeni ise keskin ve dar virajları, bir anda tepenize dökülen şelaleler ve bu bölgedeki hava olayları nedeniyle sürekli yağmur ve sis. Eski yolda halen trafik akışı devam etmekle birlikte trafiğin çok büyük bir bölümü yeni yola hemen kaymış zaten. Hal böyle olunca da bu yol extreme spor düşkünlerinin göz bebeği olmuş. Biz de bu kafileye katıldık ve 4700 metreden başlayıp 1200 metreye inen dünyanın en tehlikeli yollarından Ölüm Yolu'nda dağ bisikletleriyle 56km yol yaptık. Toplamda dört saatimizi alan bu sefer boyunca bolca ıslandık, yorulduk, manzaraya hayran kaldık, hız yaptık, tepeden gelen suların biriktiği gölcüklerden ve şelale altlarından geçtik ve uçurumun kenarında poz verdik.
| uçurum kenarında soluklanırken |


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder